Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlaması, 2024’ten bu yana belirli büyüklüğün üzerindeki şirketler için bir tercih değil, zorunluluk. 22 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan KGK kararları ise yol haritasını netleştirdi: 2026 raporları için bazı kolaylıkların süresi uzatıldı, ancak 2027 “tam uyum yılı” olacak. Şirketler geçiş döneminin son düzlüğüne girdi; hazırlık için doğru zaman şimdi.
Kimler kapsamda?
TSRS, 1 Ocak 2025 ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde şu üç ölçütten en az ikisini art arda iki dönem boyunca karşılayan işletmeleri kapsıyor: 1 milyar TL aktif toplamı, 2 milyar TL yıllık net satış hasılatı ve 500 çalışan. Bankalar ve bazı finansal kuruluşlar ise bu eşiklerden bağımsız olarak raporlama yapmak zorunda. 13 Ocak 2026 tarihli Kurul Kararı’yla eşiklerin yükseltilmesi, kapsamı büyük ölçekli işletmelere odakladı.
2026 raporlarında hangi kolaylıklar sürüyor?
22 Ekim 2026 kararlarıyla üç geçiş hükmünün süresi uzatıldı:
- Yayın takvimi esnek kalıyor. Sürdürülebilirlik raporu, finansal raporlardan sonra yayımlanabilir. Ara dönem raporlama yükümlülüğü olan şirketler için son tarih, 2027 yılı altı aylık ara dönem raporlarının bildirim süresinin sonu; bu yükümlülüğü olmayanlar için ise 30 Eylül 2027.
- İklimle sınırlı raporlama devam edebiliyor. TSRS 1’i bugüne kadar yalnızca TSRS 2 (iklimle ilgili açıklamalar) çerçevesinde uygulayan şirketler, 2026 raporlarında da aynı yolu izleyebilir.
- Karşılaştırmalı bilgide nefes payı. Bu muafiyetten 2026’da da yararlanan şirketler, 2027 raporlarında iklim dışı sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarına ilişkin karşılaştırmalı bilgi vermek zorunda olmayacak.
Bu kolaylıklar raporlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor; yalnızca kapsamı ve takvimi esnetiyor. Finans kuruluşları açısından ise durum farklı: Kapsam 3 (finanse edilen emisyonlar) için tanınan ihtiyari raporlama hakkı 1 Ocak 2026’da sona erdi. Artık bu alanda da standart kurallar geçerli.
2027’de ne değişiyor?
2027 raporları, çoğu şirket için geçiş döneminin fiilen sona ermesi anlamına geliyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki iklim dışı risk ve fırsatlar çok daha geniş bir kapsamda açıklanacak; karşılaştırmalı bilgi yükümlülüğü de ağırlaşacak.
Güvence denetimi ise zaten ilk yıldan beri zorunlu. SGDS 5000 standardının, 15 Aralık 2026 ve sonrasındaki dönemlere ilişkin denetimlerde uygulanması bekleniyor. Kısacası veri kalitesi, iç kontroller ve belgelendirme artık “olsa iyi olur” denecek konular değil; doğrudan denetimin konusu.
2027’ye hazırlık: Şimdi atılması gereken altı adım
- Muafiyet durumunuzu netleştirin. 2026’da yalnızca iklim odaklı mı raporluyorsunuz, yoksa TSRS 1’in tamamını mı uyguluyorsunuz?
- İklim dışı veriler için altyapıyı şimdiden kurun. Su, atık, insan kaynakları, tedarik zinciri ve yönetişim göstergelerine yönelik veri toplama süreçlerini tanımlayın.
- Kapsam 3 emisyonlarını ölçüme dahil edin. Finans kuruluşları için bu artık öncelikli bir başlık.
- İç kontrolleri güvence denetimine hazırlayın. Kontrol ve dokümantasyon sisteminizi denetçinin sorularına cevap verebilecek düzeye taşıyın.
- Yayın takviminizi finansal raporlarla eşitleyin. 2027’de bu esneklik kalmayabilir.
- Yönetim kurulunun rolünü tanımlayın. TSRS, strateji ve risk yönetimiyle bütünleşik bir raporlama bekliyor; bu da konunun üst yönetim gündemine taşınması demek.
2027, “bir şeyler yazıp geçelim” anlayışının sona erdiği yıl olacak. Geçiş kolaylıklarından yararlanan şirketler için bu, kapsamlı, karşılaştırılabilir ve güvence denetimine hazır bir raporlama sistemine geçmenin son fırsatı. Erken hazırlanan şirketler denetim riskini azaltırken yatırımcı, banka ve düzenleyici nezdinde de daha güçlü bir konum kazanır.
← Tüm yazıları keşfedin



